[cisco-ttl] Bluetooth

From: Ali KAPTAN (ali.kaptan_at_alikaptan.name.tr)
Date: Mon Feb 16 2004 - 10:45:04 GMT

  • Next message: Emre BALCI: "[cisco-ttl] Distance"

     

     

    Bluetooth
    Uçurumun kenarı ya da muhteşem dönüş, hangisi?

    Giyilebilir bilgisayarlar ve Kişisel Bölge Ağı (Personal Area Network-PAN)
    derken düşündüğümüz bu değildi.

    Terorist saldırı endişesiyle sergi alanına çanta sokulmasının yasaklanması,
    2001 Comdex fuarına katılanları buna bir çözüm bulma yoluna sevketti. Ortaya
    çıkan şey, bir taşınabilir bilgisayarı, aksesuarlarını ve hatta bir çantayı
    alabilecek göğüs ve sırt ceplerine sahip olan büyük ceketlerdi. Bazıları
    Cat-5 kablo kullanarak ana bileşenleri cep telefonlarına ve ceplerindeki
    PDA'lara bağlamıştı.

    Bu ceketlerin üreticileri çevik ve dinamik firmalardı. Ürünleri ise
    Comdex'in şartlarına uygunluk gösteriyordu ancak aslında kablosuz network'ü
    her türden elektrikli cihaza uygulanabilecek kadar ucuzlatmayı vaat eden,
    çok gecikmiş Bluetooth'a olan ihtiyacı ortaya koyuyordu.

     

    Sistemi geliştiren Bluetooth Special Interest Group (SIG), 2001 sonunda 100
    milyon cihazın üretileceğini tahmin etmişti. İki sene sonra, ürünler hazır
    olmasına rağmen çok az müşterisi vardı. Çoğu hala kablosuz LAN
    teknolojisiyle rekabet eder gibi görünüyordu, bu Bluetooth'un kazanamayacağı
    bir savaştı.

    Bir sene daha geçti ve artık Bluetooth daha cazip görünüyor. IEEE 802.15
    standardını getirdi, etkileşim problemleri çözülüyor ve Bluetooth SIG
    hedeflerini küçülttü. Artık dünyayı fethetmek yerine, Bluetooth'un düşük güç
    tüketimi, yüksek güvenlik ve dahili ses desteği gibi özelliklerine
    odaklanıyorlar.

    Belki de en önemlisi, günümüzde yeterince Bluetooth cihazının mevcut
    olmasıdır. Bu, teknolojinin yeterli kitleye ulaşmasını sağlıyor. Son 18
    aydır, günde ortalama 1 yeni ürün tanıtıldı ve de bu tempo düşeceğe
    benzemiyor. Şu anda piyasada 700'den fazla ürün mevcut ve hepsi de SIG'in
    son derece katı olan birlikte çalışma kriterlerine uygun. Bu ürünlerin çoğu
    WAN alternatifi ya da Internet çözümleri değil. Bunun yerine, üst düzey
    donanımlar olarak bazı özel uygulamalar için boşluğu doldurabilirler.

     

    Mavi Gerçek

    1998'in başında Ericsson, IBM, Intel, Nokia ve Toshiba tarafından duyurulan
    Bluetooth, mikrofon-kulaklık setlerini cep telefonlarına bağlamak için ucuz,
    düşük güçle çalışan basit bir teknoloji olarak tasarlandı. Kurucular daha
    sonra Bluetooth SIG'yi kurarak bilgiişlem ve telekom endüstrilerindeki
    oyuncuların ilgisini çektiler. Artık bir kulaklık kablosu alternatifi
    değildi, bu üreticilerin çoğu Bluetooth'u kişinin üstündeki ya da ev ve ofis
    içindeki tüm cihazları birbirine bağlayacak bir teknoloji olarak gördüler.

    İş çığrından çıkmıştı. SIG en sonunda 3,000 kadar üreticiye ulaştı ve
    arabalardan tutun mutfak gereçleri üreticilerine kadar herkesi kabul etti.
    Beyaz eşya üreticileri işi daha da ilerleterek "Whitetooth" (beyaz diş) adlı
    kendi versiyonlarını ürettiler. Planlar arasında online marketlerden
    otomatik olarak yiyecek siparişi veren buzdolapları, trafik sıkışıkken ya da
    trenler rötar yaptığında daha erken çalan alarmlı saatler vardı. Elbise ve
    yiyecek paketlerinin içine gömülen basit çipler, yıkama makineleri ve
    fırınlara talimat gönderebilecekti.

    Bu planların çoğundan vazgeçildi ya da en azından küçültüldü. Dolayısıyla,
    Bluutooth'u 1990 sonlarının teknoloji ve telekom çılgınlığının bir başka
    örneği olarak görmek mümkündür. SIG'e ilk katılan üreticilerden biri olan
    TDK'e göre, bu mümkün ancak yanlış bir görüştür. TDK'in mali danışmanı Nick
    Hunt, "Bluetooth maksatlı olarak şişirildi ve her şeyin çözümü olduğu
    söylendi, amaç daha fazla firmayı çekmekti" diyor ve ekliyor, "Bluetooth
    işine giren şirketlerin üçte ikisi ya iflas edecek ya da işi bırakacak".

    Hunt, Bluetooth'u oluşturanların standart süreci hızlandırmaya çalıştığını
    söylüyor. "Kablosuz teknolojide standartların değişmesi için yıllar
    gereklidir, onlarsa daha çabuk sonuç elde etmek için gereken ivmeye ulaşmayı
    istiyorlardı". SIG kurulduğunda, kablosuz üreticileri IEEE 802.11
    standardının (günümüzün popüler WLAN standardı) ilk versiyonunu onaylatmak
    için yedi yıl harcamış durumdalardı ve o tecrübeyi yeniden yaşamak
    istemiyorlardı. Bluetooth, bekleyen IEEE komitelerini pas geçebilir ve bir
    ya da iki sene içinde çalışır bir sistem üretebilebilirdi.

    Bu strateji bazı riskleri içeriyordu. Öncelikle, endüstrinin kendi ballı
    vaatlerine inanması gerekliydi. Bluetooth'un her yere gireceğini düşünen ve
    geride kalmaktan korkan üreticiler, bu spesifikasyona uygun bir ürün sunmak
    için birbirleriyle yarışacaktı. İşler yolunda giderse, yaygın kablosuz ağlar
    kehanetini yapanlar kendileriyle övünecekti. İşler beklendiği gibi gitmezse,
    üreticiler Bleetooth cihazlarının konuşacak bir şey bulamadığını
    gördüklerinde aldatmaca sona erecekti.

    İşler bir süre iyi gitti. Bluetooth SIG çabucak bir standart hazırladı,
    ancak ona uygun ucuz ve birlikte çalışabilen ekipmanların ortaya çıkarılması
    kolay değildi. Bluetooth ve 802.11b'yi (Wi-Fi) birleştirmeyi hedefleyen bir
    teşebbüs olan Mobilian (www.mobilian.com), ürününü iki sene önce duyurmasına
    karşın henüz bir şey üretmiş değil. Şirketin pazarlama müdürü Wade Gilhan
    "Bizim ve rakiplerimizin beklediğinden çok daha fazla zorluk vardı" diyor.

    Teknik engeller beraberinde mali çöküşleri getirdi. Bunun sonucunda
    endüstridekiler birbirlerinin iddialarına şüpheyle yaklaşmaya başladı.
    Müşteriler, üreticiler ve uzmanlar, Bluetooth'un 802.11b'den daha zayıf
    olduğunu söylemeye başladılar. Rakip, fazla dikkat çekmeden gelişmeyi
    başaran yüksek hızlı bir WLAN teknolojisiydi.

    Bluetooth daha tanıtım ve prototip aşamasındayken, Wi-Fi çalışan ürünler
    sunuyordu. Ayrıca, hem standardın hazırlanması ve hem de arkasındaki güçler
    yönünden daha demokratik bir tablo çiziyordu. Bluetooth'un arkasında telekom
    devlerinin önderliğindeki büyük bir üretici topluluğu vardı. Wi-Fi'yi
    destekleyenlerse binlerce sıradan network yöneticisi ve bilgisayar
    kullanıcılarıydı.

     

    Mavi Diş ve Pençe

    Günümüzde endüstrinin görüşü, Bluetooth ve WLAN teknolojisinin biribirinin
    rakibi değil, tamamlayıcısı olduğu yönündedir. Çatışma olduğu görüşleri ise
    sadece kargaşa çıkarmak isteyenlere aittir. Bluetooth ve mevcut WLAN'lar
    arasında etkileşim problemleri mevcuttur. Pek çok SIG üyesi vaktiyle
    Bluetooth'u destekliyordu fakat bunlar artık 802.11'e dönüyor.

    Bluetooth bilgisayarları birbirine bağlamak için pek cazip değil. En yüksek
    hızı olan 700 kb/s, 802.11b'nin onda biri kadar (daha yeni olan 802.11a ve
    802.11g'yi hiç söylemeyelim). Menzili de yine yaklaşık onda bir civarında,
    ancak bu standardın uygulama şekline göre değişebilir. Teknik olarak üç
    "sınıf" Bluetooth cihazı mevcuttur ve her biri farklı bir güç çıkışına
    işaret eder (tabloya bakınız). En güçlüsünün menzili 100 m.ye ulaşabilir, bu
    da standart bir 802.11 erişim noktasının kapsama alanına yakındır.

    Bir zamanlar Bluetooth avukatları onun bilgisayarlar arasında ağ kurmak için
    kullanılabileceğini ve WLAN'den daha ucuz olacağını savunuyorlardı. Bu pek
    mümkün değil: Bluetooth çipleri henüz beklendiği şekilde 5 doların altına
    inmiş değil, 802.11'in popülaritesi ise maliyetlerinin düşmesini sağladı.
    Wi-Fi kartları ve erişim noktaları artık Bluetooth muadillerinden bile daha
    ucuz.

    Elbette bu Bluetooth'un başarısız olduğu anlamına gelmiyor. Ancak, hala
    Bluetooth'u dizüstü bilgisayarlar için bir kablosuz ağ teknolojisi olarak
    satmak isteyen üreticiler için problem olabilir. Hunt, "O yavaş bir kablosuz
    LAN, fakat kablosuz LAN olarak tasarlanmamış" diyor ve ekliyor, "başka pek
    çok kullanım alanı var".

    İlginçtir, 802.11'in ateşli savunucularının içinde de aynı fikirde olanlar
    var. Üçüncü nesil cep telefonlarının sonunu hazırladıkları yolundaki
    propagandalara karşın, WLAN üreticileri telekom endüstrisindeki
    benzerlerinden daha gerçekçi düşünüyorlar ve 802.11b'nin (ve hatta daha
    hızlı versiyonlarının) her şeyi yapamayacağını biliyorlar.

    Neredeyse tüm 802.11b çiplerini üreten ve Wi-Fi'nin başarısından en çok kar
    eden şirket olan Intersil'de (www.intersil.com) 802.11 çalışma grubunun
    üyesi ve direktör olan Jim Zyren, "Bluetooh hakkında olumlu düşüncelerimiz
    var" diyor ve ekliyor "Bluetooth, 802.11'den daha farklı bir alana hitap
    ediyor". (WLAN kartınızda ya da erişim noktanızda hangi üreticinin adı
    yazarsa yazsın, içinde büyük olasılıkla bir Intersil yatmaktadır).

    Bu alan nedir? Klasik cevap "kabloları kaldırma" olacaktır fakat bu hemen
    her tür kablosuz sistem için geçerlidir. Bluetooth, sadece birkaç metre
    uzunlukta olan ve nispeten düşük hızlarda ses ve veri ileten kabloların
    yerini almayı hedefliyor. Yani mobil cihazlara giden kabloların
    (kulaklık-cep telefonu ya da PDA-PC arasında) yerine geçmek istiyor.

    Teorik olarak bu kablolar bir WLAN'la değiştirilebilir. Pratikte ise, 802.11
    ve varyantlarının sahip olduğu uzun menzil ve yüksek hız, fazla güç
    tüketimine neden olur ve daha ağır pillerin taşınmasını ya da daha sık şarj
    edilmesini gerektirir. Bluetooth'un daha kısa olan menzili ve düşük hızı onu
    kötü bir WLAN yaparken, bir bilgisayarın seri ve paralel portları için uygun
    bir seçim haline getirmektedir.

    Mevcut Bluetooth cihazlarının çoğu bu pazara yöneliktir: Kısa mesafe kablo
    alternatifleri, kişinin üzerinde bir PAN oluşturmak için kulanılabilir
    (sayfa ??'deki ürünlere bakınız). WLAN için uygun olmadığı açık olsa da,
    WAB'larda kendine bir yer bulabilir. Ayrıca, cep telefonu endüstrisine
    dayanan kökleri sayesinde, 802.11'de olmayan iki önemli özelliğe sahiptir:
    Güçlü güvenlik ve ses desteği.

     

    Yeterli mi?

    Güvenlik, bu iki özelliğin belki de en az önemli olanıdır. Genel ve kablosuz
    ağ güvenliği konusundaki takıntılar bile bunu değiştirmiyor. Çünkü Bluetooth
    göründüğü kadar güvenli olmayabilir: WLAN'ların çoğalması onları popüler bir
    hedef haline getirdi ve bu esnada Bluetooth'a pek rastlanmıyordu.
    Bluetooth'un kullanımı yaygınlaştıkça, zayıflıklarını bulma çalışmaları da
    artacaktır.

    Ne olursa olsun, Bluetooth en az yerini alacağı kablolar kadar güvenli
    olması için tasarlandı ve şimdiye kadar da bunda başarılı oldu. Diğer
    sistemleri daha güvenli hale getirmek için de kullanılabilir: Normalde bir
    kimsenin hatırlayamayacağı ve bir jeton ya da floppy diskte taşıması gereken
    uzun şifreleme anahtarlarını saklayabilir. Michigan Üniversitesindeki
    araştırıcılar, anlık kimlik kontrolü adı verilen bir sistem geliştirdiler.
    Burada bir dizüstü bilgisayarın sabit diski şifreleniyor, gerektiğinde
    şifrenin çözülmesi için kullanıcının Bluetooth'lu kol saatinde saklı olan
    anahtarlar kullanılıyor. Hırsız böyle bir dizüstü bilgisayarı çaldığında,
    içindeki bilgilere ulaşmak istiyorsa saati de çalmak zorunda.

    Bluetooth'un güvenlik sistemi, iletilen tüm verileri Eo adı verilen ve
    rastgele seçilen 128 bit'lik anahtarları kullanan bir algoritma ile kodlar.
    En önemli zaaf kimlik kontrolündedir, bu işlem 128 bit'lik bir PIN
    numarasına dayanmaktadır. PIN, PKI gibi bir uygulama-katmanı prosesi ile
    otomatik olarak paylaşılabilir ya da bu olmuyorsa elle girilebilir.
    Kullanıcılar kendi PIN'lerini sıfıra ayarlayarak bir bağlantı kurulmasını
    önleyebilirler. Kimlik kontrolü sırasında bir yüksek güç kullanımı
    mevcuttur. Saldırgan arka arkaya kimlik doğrulatma denemeleri yaparak
    pilleri bitirebilir ve böylece yeni bir tür Servis Engelleme (Denial of
    Service) saldırısı ortaya çıkabilir.

    Diğer bir endişe kaynağı da, Ethernet ve 802.11 kartlarında bulunan Medya
    Erişim Kontrolü (Medium Access Control-MAC) numaralarının yer aldığı 48
    bit'lik boşluktan alınan ve dolayısıyla global olarak eşsiz bir donanım
    tanımlama numarası olan Bluetooth Cihaz Adresidir (Bluetooth Device
    Address-BDA). Buna MAC adresi adı verilmemesinin sebebi, Bluetooth'u
    yapanların ağa katılan her bir noda verilen üç bit'lik bir sayıyı belirtmek
    için bu terimi kullanmış olmasıdır. BDA her zaman şifresiz olarak
    yayınlanır, böylece yüksek kazançlı bir antene sahip her hangi biri
    Bluetooth kullanıcılarını izleyebilir (Hacker'lar ve Teröristler mi,
    Başkanlar ve Müdürler mi? başlıklı kutuya bakınız).

    Ses, mobile ağların "bitirici uygulaması" olmaya devam ediyor ve bu da
    Bluetooth'ın dahili ses desteğine ayrı bir önem kazandırıyor. Gerçi kablosuz
    telefon standartlarından yana bir sıkıntı yok, Symbol gibi bazı üreticiler
    Wi-Fi telefonlar bile yapabiliyorlar. Ancak, ebatlar ve güç tüketimi
    konuları, bu standartların cep telefonlarıyla iyi geçinmelerini engelliyor.
    Bluetooth'un böyle problemleri yok: Çoğu cep telefonunda bir Bluetooth çipi
    nasıl olsa olacak (öncelikle kulaklık ya da dizüstü bilgisayarlara bağlamak
    için), dolayısıyla aynı çip kısa mesafe ses taşıma işi de yapabilir.

    Özel bir ağda, yüksek kazançlı bir anten kurularak Bluetooth'lu cep
    telefonları (ya da ahizeler) kablosuz telefon gibi kullanılabilir (şekle
    bakınız). NTT DoCoMo, Bluetooth'un açık ağlarda kullanımı hakkında denemeler
    yapıyor ve kalabalık yerlerde hücresel kapsamayı güçlendirmek için
    kullanmayı planlıyor. Bu, WLAN'deki sıcak noktalar konseptine benziyor fakat
    verinin yerini ses alıyor. Bluetooth erişim noktaları aynı zamanda lokalize
    i-mode içeriğini de iletebilir ve böylece değerli hücresel frekansları diğer
    kullanıcılar için serbest bırakabilir.

    Bluetooth sıcak noktalarının problemi, operatörlerin onları WLAN socak
    noktalarıyla aynı yerlere kurmak istemesidir ki bu pek kolay değil.
    Bluetooth ve WLAN aynı 2,4 GHz frekansılarını kullanırlar ve ikisi pek
    birlikte çalışamaz. Bu sadece sıcak noktaları etkilemekle kalmıyor: İki
    teknoloji tek bir cihazda birleştirildiğinde etkileşim daha da
    şiddetleniyor. Çoğu dizüstü üreticisi ise bunu yapmak istiyor. Hatta Intel
    daha da ileri giderek işlemcinin içine kablosuz ağ işlevini yerleştirmeyi
    planlıyor.

    Bunun çözümü, Wi-Fi yerine daha hızlı olan ve Bluetooth'un ilgilenmediği 5
    GHz frekanslarında çalışan 802.11a'nın kullanılması olabilir ancak 802.11a
    henüz çok az kullanılıyor. Bu yaygınlaştığında bile, ikisinden de daha uzağa
    ulaşabilen ve üçüncü standart olan 802.11g sayesinde çoğu ekipman 2,4 GHz'i
    kullanmaya devam edecek. Dahası, Wi-Fi çalışan ve popüler bir teknolojidir
    ve sırf Bluetooth'a yer açmak için kenara çekilmesi beklenemez.

     

    Mavinin Tonları

    IEEE sayesinde etkileşim sorunları yakında ortadan kalkabilir. 802.15
    çalışma grubu, diğer özelliklerinin yanında 802.11'le birlikte çalışabilen
    bir kablosuz PAN standardı geliştiriyor. Grup 1999'da kurulduğunda bazı
    uzmanlar onun Bluetooth'la rekabet edip endüstriyi ikiye böleceğinden endişe
    etmişti fakat bu doğru değil. Aslında Bluetooth üzerine kuruluyor
    denilebilir.

    Grubun ilk standardı olan 802.15.1, 2002 Temmuz'unda duyuruldu. O neredeyse
    Bluetooth'un aynısı ve onunla tamamen uyumlu. Tek fark, üreticiler
    konsorsiyumu yerine IEEE tarafından destekleniyor olması. Grubun
    geliştirmekte olduğu üç yeni standart sayesinde, ileride daha belirgin
    farklar olacağı söylenebilir.

    Bunların en önemlisi ve gerçeğe en yakını olan 802.15.2, Bluetooth'u biraz
    değiştirerek 802.11b ya da 802.11g'nin kullandığı frekanslardan uzak
    duruyor. Böylece PAN ve WLAN'ın aynı cihazda bir araya gelmesi mümkün
    oluyor. Bunu yapmanın başka yolları da var fakat pek kullanışlı değiller.
    Toshiba'nın dizüstü bilgisayarlarında birinde, Bluetooth ve Wi-Fi arasında
    bir tuş kombinasyonuyla geçiş yapılabiliyor. SiliconWave'in PC Card'ının
    sürücü yazılımı da aynı şeyi otomatik olarak yapıyor.

    802.15.2 ile birlikte Bluetooth, Wi-Fi'nin kullandığı kanallardan uzak
    durmaya çalışacak. İkisi aynı zamanda, iki fiziksel katman arasında saniyede
    pek çok kez gidip gelen bir MAC katmanını paylaşacaklar. Kullanıcılar ve üst
    düzey ağ tabakaları bunu fark etmeyecek çünkü ikisi aynı anda çalışıyor gibi
    görünecek. Mobilian'ın işlemcisi bir adım ileri giderek, ikisinin aynı anda
    aynı hava dalgalarını paylaşmasını sağlıyor: Wi-Fi alırken Bluetooth
    gönderiyor ve tam tersi. Diğer 802.15 varyantları da Bluetooth'u başka
    uygulamalara uyarlamayı hedefliyor (örneğin klavye/ekran/fare değişimi).
    Halihazırda bluetooth kamerelara, klavyelere ve farelere rastlayabiliyoruz
    fakat mevcut versiyon bunlar için ideal değil. 1 Mbit/s'nin altındaki veri
    hızı gerçek zamanlı video aktarımı yapmasına engel, fakat basit giriş
    cihazları için de gereğinden fazla.

     
    Geniş Mavi Çok Uzakta

    Ultra-Wideband (UWB), video gibi yüksek veri hızlı uygulamalarla birlikte
    adı geçen bir teknolojidir. Geniş alanda bedava bantgenişliği olarak
    duyurulsa da, mevcut FCC düzenlemeleri altında UWB'nin gücü oldukça
    kısıtlandığından menzili Bluetooth'unkine yaklaşıyor. Kimin rakamlarına
    baktığınıza bağlı olarak da, daha düşük güç tüketimi ve daha yüksek veri
    hızına sahip olabilir.

    En büyük UWB üreticisi olan Time Domain'in (www.timedomain.com) başkanı ve
    CEO'su olan Ralph Petroff, "Bluetooth ve Ultra-Wideband rakip değiller"
    diyor. Petroff, Bluetooth'un alt seviye uygulamalarda önemli bir boşluğu
    dolduracağını, UWB'ninse daha pahalı kabloların yerini alacağını ve sonunda
    WLAN'ın karşısına çıkacağını tahmin ediyor.

    Onun gibi düşünmeyenler de var. Time Domain'in en büyük rakibi olan Xtreme
    Spectrum'un (www.xtremespectrum.com) başkanı ve CEO'su olan Martin Rofheart,
    "Ultra-Wideband, doping almış Bluetooth gibi birşey" diyor. UWB sistemleri
    400 Mbit/s veri hızına 100 m menzile ulaşmış durumda.

    IEEE halen 802.15.3 (yüksek hızlı versiyon) için UWB'yi araştırıyor.
    Ayrıntılar açıklanmış değil fakat grup iki farklı opsiyonel fiziksel tabaka
    üzerinde çalışıyor. Bir tanesi geriye uyumluluk için Bluetooth'la aynı geniş
    spektrum teknolojisini kullanacak. Diğeri de UWB'yi kullanacak. Çoğu
    teklifte veri hızı 55 Mbit/s ve bu 802.11a'ya benziyor.

    Yeni standartların sonuncusu olan 802.15.4, çoğu yönden öncekinin tam tersi:
    Bluetooth'tan daha düşük veri hızı, düşük güç tüketimi ve daha düşük
    maliyet. UWB'nin tersine, tekliflerin çoğu mevcut Bluetooth
    spesifikasyonunun basitleştirilmiş versiyonlarından oluşturuyor (25 Kbit/s
    ila 250 Kbit/s arası hızlarda). Yeniliklerden birisi, 64 bit'lik donanım
    adresidir. Üreticiler 48 bit'lik adreslerin satacakları trilyonlarca cihaza
    yetmeyeceğini düşünmüş olmalılar. 802.15.4 çiplerinin çok ucuza mal
    edilebilmesi planlanıyor (sentlerle ölçülecek bir maliyet), bu problem
    aşılırsa elbiseler ve atılabilir paketlerde kullanılmaları daha mümkün
    olacak.

    802.15.4'ün en basit uygulamalarından biri de, bazı akıllı kartlar ve mağaza
    güvenlik etiketlerinden halen kullanılmakta olan Radyo Frekans Tespitidir
    (Radio Frequency Identification-RFID) RFID etiketleri herhangi bir
    bilgiişlem kabiliyetine sahip değildir fakat küçük miktarda verilerin
    yakındaki bir kablosuz sistem ile okunmasını ve bazen da yazılmasını
    sağlarlar.

    Forrester Research'ün (www.forrester.com) 2002 Haziran'ında duyurduğu
    ürkütücü bir raporda, iki sene içinde insanların derilerinin altında RFID
    etiketleri taşımaya başlayacakları öngörülüyor. Böylece bir kaza durumunda
    hastanın tüm tıbbi geçmişi doktor tarafından kolayca öğrenilebilir ya da
    pazarlamacılar onları mobil bir cihaz taşımasalar da izleyebilirler.

    RFID ya da 82.15.4, kablosuz teknoloji endüstrisi her yerde kullanılabilecek
    ucuz bir ağ teknolojisine hala ihtiyaç olduğuna inanıyor. Bu Bluetooth
    değil: Şimdiki haliyle, görünmez bir çoklu ağdaki her şeyi birbirine
    bağlamıyor, telekom ve bilgisayar endüstrilerini bile birleştirmiyor. Fakat
    o bir gerçek ve çalışır durumda.

      

    Mavi Dizi: Voice over Bluetooth ile, bağlantı şeklinden bağımsız olarak aynı
    telefon kullanılabilir. (1) Geniş bir ofiste, telefon bir masasütü PC'ye
    bağlanır ve o da ses LAN üzerinden bir IP PBX'e taşır. (2) Evde yada küçük
    ofiste, Bluetooth'lu telefon doğrudan PBX'e bağlanarak kablosuz bir telefon
    görevi görebilir. (3 Kullanıcı bir dizüstü kullanırken, dizüstünün çevirmeli
    aramasını, 802.11'i ya da başka bir Internet bağlantınısı kullanarak
    şirketin PBX'ine tünel açabilir. Bunların hiçbirisi mevcut değilse, (4) bir
    Bluetooth'lu cep telefonu ses ve verileri hücresel ağda iletebilir.

     

    Kaynaklar

    Profesör Juha Vainio, Bluetooth'un güvenlik zaaflarına dair ilginç bir yazı
    hazırlamış: www.niksula.cs.hut.fi/~jiitv/bluesec.html

    Anlık kimlik kontrolünü www.eecs.umich.edu/~mcorner/papers.html adresinden
    okuyabilirsiniz.

    Tüm Bluetooth ürünlerinini listesini görmek için:
    http://qualweb.opengroup.org

    IEEE'nin 802.15 projesi hakkında daha fazla bilgi için:
    http://grouper.ieee.org/groups/802/15/

     

     

    Cep telefonları: İlk Bluetooth ürünleri, mevcut cep telefonları için ilave
    modüllerden oluşuyordu. Artık pek çok cep telefonunda Bluetooth bulunuyor ve
    kulaklıklar standartlaştığı için de çeşitli üreticilerin ürünlerini karışık
    kullanabilirsiniz.

    El bilgisayarları: Compaq'ın iPAQ H3870'i H970'inde Bluetooth bulunuyor.
    TDK'in bluePAQ modülü de eski iPAQ'lere takılabiliyor. Palm'ın kendi
    Bluetooth SD kartı yeni Palm cihazlarının çoğuna uyuyor.

    Arabirimler: Bazı yeni dizüstülerde Bluetooth bulunuyor. Sizinkinde yoksa,
    büyük ağ ürünleri üreticileri Bluetooth PC ve CF kartları, masaüstleri
    içinde USB ve seri portları satıyorlar. Yerden kazandıran iki modlu kartlar
    da piyasaya çıkıyor: SiliconWave'in Blue802'sinde, Bluetooth ve Wi-Fi
    birlikte yer alıyor, Huntec'in MSM 5100'ü ise onu 3G ile birleştiriyor.

    Erişim geçitleri: Basit kablo değişimi için gerekli değil fakat Bluetooth'u
    LAN ya da WAN'a doğru uzatır. Rem-M'in 3000AS'i ve Pico'nun (www.pico.net)
    PicoBlue'sunun ikisi de, üst düzey güvenlik için bir RADIUS server'ını
    içeriyor. Şube ya da ev ofisleri için, Inventel'in BlueDSL'inde bir DSL
    router'ı bulunuyor.

    Yazıcı adaptörleri: 3Com'un Bluetooth Printing Kit'inde PC için bir seri
    Bluetooth adaptörü bulunuyor. Axi's Print Plug'da da yazıcıya takılan bir
    dongle'ın içinde bir baskı server'ı bulunuyor.

    Giriş: Bluetooth kalemleri, kullanıcının el hareketlerinin ayrıntılarını PC
    ya da PDA üzerinde çalışan el yazısı tanıma yazılımına iletir. Anoto'nun
    (www.anotofunctionality.com) Ericsson yoluyla sattığı Chatpen, mikroskopik
    bir desenle işlenmiş kağıda gerek duyan bir kamera kullanıyor. Optical
    Translation Measurement'in (www.othtech.com) Vpen'i bir lazer algılayıcısı
    kullanıyor ve herhangi bir yazım yüzeyinde çalışabiliyor.

     

     

     

      _____

    Yahoo! Groups Links

    * To visit your group on the web, go to:
    http://groups.yahoo.com/group/izmir-cisco/
      
    * To unsubscribe from this group, send an email to:
    izmir-cisco-unsubscribe_at_yahoogroups.com
    <mailto:izmir-cisco-unsubscribe_at_yahoogroups.com?subject=Unsubscribe>
      
    * Your use of Yahoo! Groups is subject to the Yahoo!
    <http://docs.yahoo.com/info/terms/> Terms of Service.



    image001.jpg

    This archive was generated by hypermail 2.1.5 : Mon Feb 16 2004 - 14:47:18 GMT